Telechargé par lilou sonia

Learn Turkish - Word Power 101 by Innovative Language, Innovative Language (z-lib.org).mobi

publicité
How to Use
Welcome to Learn Turkish - Word Power 101! This e-book is a completely new way to learn Turkish
vocabulary fast! Memorize and start speaking Turkish in minutes with the powerful learning methods
you will master in this book.
Stop! Before you go on, get the audio companion for this book at innovativelanguage.com/books.
Follow the instructions there.
Listen to the audio while you read the text in this book.
Using this e-book is simple. The book is a collection of key Turkish vocabulary words grouped by
topic. The words in this book were selected by a panel of professional teachers. They represent some
of the most frequently used words in the Turkish language.
Why is this book is so powerful?
1. Word organization builds connections. Words are organized around related topics. The connections
between words will reinforce your memory of them.
2. Visual images increase retention Each word is presented with a picture to increase retention.
3. Example usage accelerates mastery. Sample phrases and sentences illustrate key word usage. This
powerful language-learning tactic will help you rapidly improve. Seeing the word in phrases and
sample sentences with translation offers you an effortless way to master important grammar points
and other key words.
4. Hear the words to increase listening comprehension and recall* (separate download). A native
Turkish speaker has prepared and recorded all audio accompanying this book. Not only will you
build listening skills, but you will quickly acquire native pronunciation, pitch, intonation, and rhythm
with the audio provided FREE with this book.
Remember, find out more about the companion audio files (downloaded separately) at
innovativelanguage.com/books.
Get ready to utterly shock and amaze your friends, family, colleagues, and teachers with the powerful
vocabulary you will learn in this book.
Go to innovativelanguage.com/books to get your FREE Lifetime account and the audio for this book.
Please address all questions or comments to [email protected]
1.1 Animals - hayvanlar
Bird
noun
Kuş
noun
Examples
Her yıl kuşlar Kanada'dan Meksika'ya uçarlar.
Each year, the birds fly from Canada to Mexico.
Turuncu ve kahverengi kuş
orange and brown bird
Turuncu gagalı sarı kuş
yellow bird with an orange beak
Devekuşu büyük ve uçamayan bir kuştur.
The emu is a large, flightless bird.
Dog
noun
Köpek
noun
Examples
yaşlı köpek
old dog
büyük köpek
big dog
Oğlanın evcil bir köpeği var.
The boy has a pet dog.
Tüylü köpek
hairy dog
Küçük beyaz köpek avluda sarı bir top ile oynuyor.
The little white dog is playing with a yellow ball in the yard.
kahverengi bir köpek ve siyah bir köpek
a brown dog and a black dog
Tüylü köpek topun arkasından koşuyor.
The shaggy dog is running after the ball.
Cat
noun
Kedi
noun
Examples
evcil kedi
pet cat
Siyah ve beyaz kedi
black and white cat
Çizgili kedi kırmızı iplik ile oynuyor.
The striped cat is playing with red yarn.
Siyah kedi ekran boyunca yürüyor.
The black cat is walking across the screen.
Büyük kedi
big cat
Bebek kediye yavru kedi denir.
A baby cat is called a kitten.
Mouse
noun
Fare
noun
Examples
Fare çimen yiyor.
The mouse is eating grass.
Kahverengi fare
brown mouse
Fare bir üzüm yiyiyor
The mouse is eating a grape.
Turkey
noun
Hindi
noun
Examples
Yabani hindi Kuzey Amerika'ya özgüdür.
The wild turkey is native to North America.
Yabani hindi
wild turkey
Siyah ve beyaz hindi
black and white turkey
Cow
noun
Inek
noun
Examples
siyah ve beyaz inek
black and white cow
İnekler alanda otluyorlar.
The cows are grazing in the field.
İnek alanda.
The cow is in the field.
Pig
noun
Domuz
noun
Examples
pembe domuz
pink pig
Domuz kaleminin içindeki pembe domuz
pink pig inside pig-pen
Anne genç domuzları emziriyor.
The mother is nursing the young pigs.
Domuzlar güneşte dinleniyorlar.
The pigs are resting in the sun.
Anne domuz yavrularını emziriyor.
The mother is nursing the piglets.
Domuzlar akıllı hayvanlar.
Pigs are intelligent animals.
Domuz yavru domuzları emziriyor.
The pig is nursing the piglets.
Horse
noun
At
noun
Examples
Bir ata binmek
ride a horse
Atlar çok güzel hayvanlar.
Horses are beautiful animals.
At alanda koşuyor.
The horse is running in the field.
Bir alandaki at
horse in a field
Sheep
noun
Koyun
noun
Examples
Koyun yeşil çimenleri yiyor.
The sheep is eating the green grass.
Çiftçi koyunu kırpıyor.
The farmer is shearing the sheep.
Koyun alanda duruyor.
The sheep is standing in the field.
Alandaki koyun
sheep in the field
Goat
noun
Keçi
noun
Examples
Beyaz keçi
white goat
Keçiler tarlada oynuyorlar.
The goats are playing on the farm.
Keçi çayırda.
The goat is in the meadow.
Snake
noun
Yılan
noun
Examples
Zehirli yılan
poisonous snake
Kaygan görünüşlü yılan
slithering snake
Çıngıraklı yılan gergin ve saldırmaya hazır.
The rattlesnake is coiled, and ready to strike.
Gergin çıngıraklı yılan
coiled rattlesnake
Deniz yılanı mercanların yakınından yüzüyor.
The sea snake is swimming near the coral reef.
Fish
noun
Balık
noun
Examples
Tatlı su balığı
freshwater fish
tuzlu su balığı
saltwater fish
Balık suda yüzüyor.
The fish is swimming in the water.
Chicken
noun
Tavuk
noun
Examples
Kahverengi tavuk
brown chicken
Beyaz tavuk
white chicken
Horoz ötüyor.
The rooster is crowing.
Öten horoz
crowing rooster
Tavuk ve civcivler yiyeceklerini gagalıyorlar.
The chicken and chicks are pecking at their food.
Lobster
noun
Istakoz
noun
Examples
Istakoz kayada.
The lobster is on the rock.
Canlı ıstakoz
live lobster
Crab
noun
Yengeç
noun
Examples
Yengeç kumsalda yürüyor.
The crab is walking on the beach.
Turuncu ve kırmızı yengeç
orange and red crab
İki yengeç bir kayada yürüyor.
The two crabs are walking on a rock.
Lamb
noun
Kuzu
noun
Examples
küçük kuzu
little lamb
kuzu bir bebek koyundur.
A lamb is a baby sheep.
Kuzular yiyiyorlar.
The lambs are eating.
1.2 Body - Head - vücut - kafa
Neck
noun
Boyun
noun
Examples
kafa ve boyun
head and neck
Kadının kaşınan bir boynu var.
The woman has an itchy neck.
kaşınan boyun
itchy neck
Zürafaların uzun boyunları vardır.
Giraffes have long necks.
Face
noun
Yüz
noun
Examples
Hoş yüz
pretty face
Kadın yüzünü yıkıyor.
The woman is washing her face.
Oğlan yüzünü lif ile yıkıyor.
The boy is washing his face with a washcloth.
Chin
noun
çene
noun
Examples
çene tüyleri
chin hair
Genç oğlanın çenesinde büyük bir sivilce var.
The teenage boy has a big pimple on his chin.
Ear
noun
Kulak
noun
Examples
Delinmiş kulak
pierced ear
Kız küpelerini alırken kulaklarını deldirmişti.
The girl pierced her ears when she bought the earrings.
Sağ kulak
right ear
Forehead
noun
Alın
noun
Examples
Onun baş ağrısı olduğunda, o başını ovalar.
When he has a headache, he rubs his forehead.
Alın kırışıklıkları
forehead wrinkles
Kadının alnında belirgin kırışıklıklar var.
The woman has clear wrinkles on her forehead.
Alındaki kırışıklıklar
wrinkles on the forehead
Hair
noun
Saç
noun
Examples
Kadının siyah saçları var.
The woman has black hair.
Kısa saç
short hair
Kadın saçlarını şampuanlıyor.
The woman is shampooing her hair.
Kadının sarı saçları var.
The woman has blonde hair.
Blonde hair
phrase
Sarı saç
phrase
Examples
Kadının sarı saçları var.
The woman has blonde hair.
Sarı saçlı kadın
blonde-haired woman
Black hair
phrase
Siyah saç
phrase
Examples
Kadının siyah saçları var.
The woman has black hair.
Kısa siyah saç
short black hair
Brown hair
phrase
Kahverengi saç
phrase
Examples
Onun kahverengi saçları ve gamzeleri var.
She has brown hair and dimples.
Uzun kahverengi saç
long, brown hair
Red hair
phrase
Kızıl saç
phrase
Examples
Uzun kızıl saç
long, red hair
Kadının uzun kızıl saçları var.
The woman has long, red hair.
Kızıl saçlı güzel kadın
pretty woman with red hair
Mouth
noun
Ağız
noun
Examples
büyük ağız
big mouth
Kadının büyük bir ağzı var.
The woman has a big mouth.
Mustache
noun
Bıyık
noun
Examples
Adamın bıyığında yemek var.
The man has food on his moustache.
Düzgün bıyık
neat moustache
Adamın kalın bir bıyığı var.
The man has a thick mustache.
Bıyık ve sakal
mustache and beard
Beard
noun
Sakal
noun
Examples
Adamın bir sakalı var ama başının üstünde az bir saç var.
The man has a full beard, but little hair on the top of his head.
Sakal
full beard
Adam sakallarını tek kullanımlık bir jiletle traş ediyor.
The man is shaving his beard with a disposable razor.
Tek kullanımlık bir jiletle sakallarını traş etmek
shave a beard with a disposable razor
Cheek
noun
Yanak
noun
Examples
Bir yanaktaki çiller
freckles on a cheek
Kadının güzel yanakları var.
The woman has beautiful cheeks.
Çocuğun yanakları kırmızı.
The child's cheeks are red.
Nose
noun
Burun
noun
Examples
Adamın burnunda bir sivilce var.
The man has a pimple on his nose.
Burundaki sivilce
pimple on the nose
Tooth
noun
Diş
noun
Examples
Dişlerin ağrıdığı zaman,dişçiye gitmek önemlidir.
When your tooth hurts, it is important to go to the dentist.
Bir dişi çekmek
extract a tooth
Bir dişin üç boyutlu modeli
3D model of a tooth
Wrinkle
noun
Kırışık
noun
Examples
Alındaki kırışıklıklar
wrinkles on the forehead
Yaşlı kadının çok fazla kırışığı var.
The old woman has a lot of wrinkles.
Eyebrow
noun
Kaş
noun
Examples
Kadınlar çoğu zaman kaşlarını alırlar.
Women often pluck their eyebrow hairs.
Kalın kaşlar
thick eyebrows
Kaş ve kirpik
eyebrow and eyelash
Eyelid
noun
Göz kapağı
noun
Examples
Kapalı gözkapakları
closed eyelids
Gözkapağı ve kirpik
eyelid and eyelash
Eye
noun
Göz
noun
Examples
kahverengi göz
brown eye
Benim karımın mavi gözleri var.
My wife has blue eyes.
Eyelash
noun
Kirpik
noun
Examples
Kaş ve kirpik
eyebrow and eyelash
Gözkapağı ve kirpik
eyelid and eyelash
Gözümde bir kirpik var.
There is an eyelash hair in my eye.
Uzun kirpikler
long eyelashes
Facial hair
phrase
Sakal
phrase
Examples
Sakallar bir insan gençlik yıllarındayken uzamaya başlar.
Facial hair begins growing in a person's teen years.
Tongue
noun
Dil
noun
Examples
Kurbağalar yiyeceklerini yakalamak için dillerini kullanırlar.
Frogs use their tongues to catch food.
O diliyle burnuna dokunabiliyor.
He can touch his nose with his tongue.
Dil bir kastır.
The tongue is a muscle.
Büyük dil
big tongue
Taste bud
noun
Tat alma tomurcukları
noun
Examples
Tat alma tomurcukları dilde bulunurlar.
The taste buds are located on the tongue.
Nostril
noun
Burun deliği
noun
Examples
Sol burun deliği
left nostril
Teeth
noun
Diş
noun
Examples
Beyaz dişler
white teeth
Kız dişlerini fırçalıyor.
The girl is brushing her teeth.
Dişlerini fırçalamak
brush one's teeth
Adam dişlerini gıcırdatıyor.
The man is grinding his teeth.
Lip
noun
Dudak
noun
Examples
Güzel dudaklar
beautiful lips
Alt dudak üst dudaktan daha büyüktür
The lower lip is bigger than the upper lip.
1.3 Body - Vücut
Foot
noun
Ayak
noun
Examples
Bir ayağın beş parmağı vardır.
A foot has five toes.
sağ ayak
right foot
sol ayak
left foot
Ankle
noun
Ayak bileği
noun
Examples
şişmiş ayak bileği
swollen ankle
Leg
noun
Bacak
noun
Examples
Kadın bacağını duruluyor.
The woman is rinsing her leg.
uzun bacaklar
long legs
Head
noun
Baş, kafa
noun
Examples
Kafanı korumak için bir kask giy.
Wear a helmet to protect your head.
kafa ve boyun
head and neck
Arm
noun
Kol
noun
Examples
Kaslı kol
muscular arm
İki kol da kalktı.
The two arms are raised.
İki kol
two arms
Elbow
noun
Dirsek
noun
Examples
Kol dirsekten tek bir yönde bükülür.
The arm only bends one way at the elbow.
Bir dirseği bükmek
bend an elbow
Wrist
noun
El bileği
noun
Examples
Oyuncu sakat bir bilekle oyun dışı.
The player is out with a wrist injury.
yumruk ve bilek
fist and wrist
Hand
noun
El
noun
Examples
sol el
left hand
sağ el
right hand
Muscle
noun
Kas
noun
Examples
Eğer ağırlık kaldırırsan kaslarını geliştirebilirsin.
If you lift weights, you can build your muscles.
arka kaslar
back muscles
Bone
noun
Kemik
noun
Examples
Kemiklerin derinin altında bulunmaktadır.
Your bones are beneath your skin.
Bir kemiğin röntgeni
X-ray of a bone
Bir kemiği kırmak
break a bone
Backbone
noun
Omurga
noun
Examples
Omurgalar birçok küçük kemikten oluşmuştur.
The backbone is made up of several smaller bones.
Stomach
noun
Mide
noun
Examples
Ben çok yedim ve şimdi midem ağrıyor.
I ate too much, and now my stomach hurts.
Bir midenin modeli
model of a stomach
Benim karın ağrım var.
I have a stomach ache.
1.4 Colors Basic - Renkler- Temel renkler
Black
adjective
Siyah
adjective
Examples
Siyah renk ışığı yaymaz yada yansıtmaz.
The color black doesn't emit or reflect light.
Siyah ve beyaz
black and white
Siyah kedi
black bat
Siyah karga
black crow
Brown
adjective
Kahverengi
adjective
Examples
kahverengi renk
color brown
kahverengi göz
brown eye
Onun kahverengi saçları ve gamzeleri var.
She has brown hair and dimples.
Gray
adjective
Gri
adjective
Examples
Gri bulutlar genellikle yağmurun göstergesidir.
Gray clouds usually indicate rain.
Gri rengi
color gray
gri fil
gray elephant
Fil gri
The elephant is gray.
O tamamen koyu gri renkte kıyafetler giyiyor.
He was wearing entirely dark gray clothes.
Gri kurt çayırlıkta yiyecek arıyor.
The gray wolf is foraging for food in the meadow.
Spor ayakkabısı beyaz bağcıkları ve siyah tabanı ile kırmızı,beyaz,
ve gridir.
The sneakers are red, white, and gray with white laces and black soles.
White
adjective
Beyaz
adjective
Examples
siyah ve beyaz inek
black and white cow
Beyaz keçi
white goat
Beyaz lotus göletin yüzeyinde yüzüyor.
The white lotus is floating on the surface of the pond.
Spor ayakkabısı beyaz bağcığı, siyah tabanı ile kırmızı beyaz ve
gridir.
The sneakers are red, white, and gray with white laces and black soles.
Gold
adjective
Altın
adjective
Examples
Altın rengi
color gold
Altın rengi perdeler
gold curtains
Ben altın rengi bir cüzdan istiyorum.
I want a gold colored purse.
Siyah ve altın rengi tükenmez kalem.
black and gold ballpoint pen
Purple
adjective
Mor
adjective
Examples
Mor rengi
color purple
Mor elbise
purple dress
Ametist taşı açık mor rengindedir.
The amethyst stone is light purple.
Red
adjective
Kırmızı
adjective
Examples
olgun kırmızı domates
ripe red tomato
kırmızı elma
red apple
Kırmızı trafik ışığı dur demektir.
Red on the traffic light means stop.
Adam kırmızı duvarla karşı karşıya duruyor.
The man is facing the red wall.
Işık kırmızı
The light is red.
uzun saplı kırmızı gül
long stem red rose
Green
adjective
Yeşil
adjective
Examples
Yeşil renk sarı ile mavinin karışımıdır.
The color green is a mixture of yellow and blue.
Yeşil renk
color green
Yeşil çimen
green grass
Ateş böceği yeşil yaprağın üstünde.
The firefly is on the green leaf.
Blue
adjective
Mavi
adjective
Examples
Koyu maviden açık maviye kadar mavinin birçok tonu vardır.
There are many shades of blue from dark blue to light blue.
mavi gökyüzü
blue sky
Mavi rengi
color blue
Yellow
adjective
Sarı
adjective
Examples
Güneş sarı gözükür ama aslında sarı değildir.
The sun looks yellow, but it's not really yellow.
Sarı boya
yellow paint
Marangoz sarı bir kask giyiyor.
The carpenter is wearing a yellow helmet.
Pink
adjective
Pembe
adjective
Examples
Bir çilekli pastanın üstündeki pembe şekerlemeler benim
favorimdir.
The pink frosting on a strawberry cake is my favorite.
Pembe çiçekler
pink flowers
Pembe rengi
color pink
Pembe silgi
pink eraser
Silver
adjective
Gümüş
adjective
Examples
Gümüş rengi
color silver
Gümüş rengi kalem pahalı görünüyor.
The silver colored pen looks expensive.
Violet
adjective
Menekşe rengi
adjective
Examples
Menekşe rengi çiçek
violet color flower
Menekşe rengi morun bir tonudur.
Violet is a shade of purple.
Indigo
adjective
Çivit mavisi
adjective
Examples
Çivit mavisi süveter
indigo sweater
Çivit mavisi rengi
color indigo
Çivit rengi ismini Indigo isimli bir bitkiden alır.
Indigo gets its name from the plant named indigo.
Orange
adjective
Turuncu
adjective
Examples
Turuncu kabak
orange pumpkin
Turuncu havuç
orange carrot
Onun favori rengi turuncu.
His favorite color is orange.
1.5 Food - Fruits & Vegetables - Yiyecek- Meyve & Sebze
Corn
noun
Mısır
noun
Examples
mısır koçanındaki mısır
corn on the cob
Benim favori sebzem mısır koçanındaki mısır.
My favorite vegetable is corn on the cob.
Potato
noun
Patates
noun
Examples
Bütün patates
whole potato
Patates Peru'dan gelir.
Potatoes come from Peru.
Patates çoğu besin içinde önemli enerji kaynaklarıdır.
Potatoes are an important source of food energy for many.
Soybean
noun
Soya fasülyesi
noun
Examples
yeşil soya fasülyesi ve kabuğu
green soybeans and pods
soya fasülyesi kabuğunun içinde yetişir.
Soybeans grow inside the pods.
Fruit
noun
Meyve
noun
Examples
Meyve sağlıklıdır ve vitamin ve mineralle doludur.
Fruit is healthy and full of vitamins and minerals.
Günde en az bir kere meyve yemelisin.
You should eat fruit at least once a day.
Taze meyve
fresh fruit
Apricot
noun
Kayısı
noun
Examples
Kuru kayısı çok sağlıklı ve pratik bir atıştırmalıktır.
A dried apricot makes a very healthy and convenient snack.
Bütün kayısı ve dilimlenmiş yarım kayısı
whole apricot and sliced half apricot
üç kuru kayısı
three dried apricots
Banana
noun
Muz
noun
Examples
soyulmuş muz
peeled banana
olgun bir muz ve çürük bir muz
a ripe banana and a rotten banana
Muzlar potasyum açısından zengindir.
Bananas are rich in potassium.
Apple
noun
Elma
noun
Examples
kırmızı elma
red apple
Günde bir elma doktoru uzak tutar
An apple a day keeps the doctor away.
Kadın bir elma çiğniyor
The woman is chewing an apple.
Yeşil elma
green apple
Grape
noun
Üzüm
noun
Examples
Fare bir üzüm yiyor.
The mouse is eating a grape.
Kırmızı ve yeşil üzümler
red and green grapes
Bir demet kırmızı üzüm ve bir demet beyaz üzüm
a bunch of red grapes and a bunch of white grapes
Watermelon
noun
Karpuz
noun
Examples
Bütün karpuz ve bir dilim karpuz
whole watermelon and a slice of watermelon
Grapefruit
noun
Greyfurt
noun
Examples
greyfurt suyu
grapefruit juice
Benim annem her zaman kahvaltıda yarım greyfurt yer.
My mother always ate a half grapefruit at breakfast.
Bütün greyfurt ve dilimli greyfurt
whole grapefruit and sliced grapefruit
Pineapple
noun
Ananas
noun
Examples
Ananas sarı etli, keskin tatlı ve mayhoş lezzetli bir meyvedir.
Pineapple is a tropical fruit with yellow meat and a tangy sweet-tart flavor.
Bütün ananas
whole pineapple
Melon
noun
Kavun
noun
Examples
Kavunun yüzün üzerinde çeşidi vardır ama hepsi suludur ve tatları
iyidir.
There are over one hundred varieties of melon, but all are juicy and good
tasting.
iki çeşit kavun
two types of melon
Nut
noun
Kuruyemiş
noun
Examples
Sincap bir fındık yiyor
The squirrel is eating a nut.
karışık kuruyemiş
mixed nuts
Peanut
noun
Yer fıstığı
noun
Examples
Çoğu çocuk ve yetişkinin yer fıstığına alerjisi vardır
Many children and adults are allergic to peanuts.
Yerfıstığı ve patlamış mısır
peanuts and popcorn
Çiğ yer fıstığı
raw peanuts
Cashew nut
noun
Kaju fıstığı
noun
Examples
Ben balla pişirilmiş ve tuzlanmış kaju fıstığını yemeye
bayılıyorum.
I love to eat honey roasted and salted cashew nuts.
Üç kaju fıstığı
three cashew nuts
Vegetable
noun
Sebze
noun
Examples
Sebze ve meyve açısından zengin bir diyet vücudu sağlıklı tutar
A diet rich in vegtables and fruit keeps the body healthy.
Acı yeşil sebze
a bitter green vegetable
Biber, brokoli, kabak, pırasa, havuç, patlıcan ve marul birer
sebzedir.
Peppers, broccoli, zucchini, leeks, carrots, eggplants, and lettuce are all
vegetables.
Kadın sebzeler için manavda alışveriş yapıyor
The woman is shopping for vegetables at the grocery store.
Sebzeler zengin vitamin ve minarel kaynaklarıdır.
Vegetables are a rich source of vitamins and minerals.
Taze sebze
fresh vegetables
Sweet potato
noun
Tatlı patates
noun
Examples
Tatlı patates fırında yada kızarmış olarak muhteşemdir.
The sweet potato is great baked or fried.
Fırında tatlı patates
baked sweet potato
Bütün tatlı patates ve kesilmiş tatlı patates.
whole sweet potato and cut sweet potato
Carrot
noun
Havuç
noun
Examples
Turuncu havuç
orange carrot
Biber, brokoli, kabak, pırasa, havuç, patlıcan ve marul birer
sebzedir.
Peppers, broccoli, zucchini, leeks, carrots, eggplants, and lettuce are all
vegetables.
Havuçlar genelde turuncu renktedir.
Carrots are usually orange in color.
Turnip
noun
şalgam
noun
Examples
Şalgamın küçük yaprakları en az acı kısmıdır.
The smaller leaves of turnip greens are the least bitter.
Şalgam
turnip greens
Onion
noun
Soğan
noun
Examples
Dilimlenmiş kırmızı soğan
sliced red onion
Soğanın dört çeşidi vardır
There are four basic types of onions: yellow and brown, white, red, and
sweet.
Mushroom
noun
Mantar
noun
Examples
Bir mantar yediğin zaman aslında bir küf yiyorsun.
When you eat mushrooms, you are eating a fungus.
İki mantar
two mushrooms
Tomato
noun
Domates
noun
Examples
olgun kırmızı domates
ripe red tomato
Domates bir meyve midir yoksa bir sebze midir?
Is a tomato a fruit or a vegetable?
Domates meyvedir.
Tomatoes are fruit.
Lettuce
noun
Marul
noun
Examples
Biber, brokoli, kabak, pırasa, havuç, patlıcan ve marul birer
sebzedir.
Peppers, broccoli, zucchini, leeks, carrots, eggplants, and lettuce are all
vegetables.
Marul K vitamini içerir.
Lettuce contains vitamin K.
Marulun başı
head of lettuce
1.6 Numbers 0-10 - Sayılar 0-10
One
numeral
Bir
noun
Examples
Bir günde yirmi dört saat var.
There are twenty-four hours in one day.
Bir saat
one hour
Bir numara
number one
bir derece
one degree
Two
numeral
Iki
noun
Examples
iki numara
number two
iki derece
two degrees
İki benim favori sayım.
The number two is my favorite number.
Three
numeral
üç
noun
Examples
İlk grup üç numaralı otobüsle vardı.
The first group arrived on bus number three.
üç numara
number three
Şu an saat üç
It is three o'clock now.
Üç derece
three degrees
Four
numeral
Dört
noun
Examples
dört köşe
four corners
Kasım otuz gün çeken dört aydan biridir.
November is one of four months with thirty days.
dört numara
number four
dört şeritli otoyol
four-lane motorway
dört derece
four degrees
Five
numeral
Beş
noun
Examples
beş numara
number five
Deniz yıldızının beş tane ayağı var.
The starfish has five legs.
beş derece
five degrees
Six
numeral
Altı
noun
Examples
altı inç
six inches
altı numara
number six
altı şey
six things
altı derece
six degrees
Seven
numeral
Yedi
noun
Examples
Her haftada yedi gün var.
There are seven (7) days in every week.
bir haftada yedi gün
seven days a week
yedi numara
number seven
yedi derece
seven degrees
yedi şey
seven things
Eight
numeral
Sekiz
noun
Examples
sekiz defa
eight times
sekiz numara
number eight
Bir örümceğin sekiz ayağı var.
A spider has eight legs.
sekiz şey
eight things
sekiz derece
eight degrees
Nine
numeral
Dokuz
noun
Examples
Uçak saat dokuzda kalkacak.
The plane will take off at nine o'clock.
dokuz numara
number nine
Yüzde doksan dokuz
ninety-nine percent
dokuz şey
nine things
dokuz derece
nine degrees
Ten
numeral
On
noun
Examples
Ben Çince birden ona kadar sayabirim.
I can count from one to ten in Chinese.
on numara
number ten
on şey
ten things
on derece
ten degrees
Zero
numeral
Sıfır
noun
Examples
sıfır derecenin altına düşme
fall below zero degrees Celsius
Sıfır nokta beş derece
zero-point-five degrees
Bugün yaklaşık sıfır derece.
It's about zero degrees today.
Sıfır numara
number zero
Table of Contents
How to Use
Lessons
1.1 Animals - hayvanlar
1.2 Body - Head - vücut - kafa
1.3 Body - Vücut
1.4 Colors Basic - Renkler- Temel renkler
1.5 Food - Fruits & Vegetables - Yiyecek- Meyve & Sebze
1.6 Numbers 0-10 - Sayılar 0-10
Table of Contents
How to Use
Lessons
1.1 Animals - hayvanlar
1.2 Body - Head - vücut - kafa
1.3 Body - Vücut
1.4 Colors Basic - Renkler- Temel renkler
1.5 Food - Fruits & Vegetables - Yiyecek- Meyve & Sebze
1.6 Numbers 0-10 - Sayılar 0-10
Téléchargement
Explore flashcards